RESULUN YOLUNDA





RESULUN YOLUNDA
SONSUZ NURA YOLCULUK


gelseydin - dursun ali erzincanl

Kategorilerim
Son Yazılarım
  • <%RecentEntryTitle%>
DİN KARDEŞLERİM
MESAJLARINIZ BENİM İÇİN DEYERLİDİR
Namaz Vakitleri
Kuranda Ara
Ziyaretçi Defteri

9/3/2009

GAVSTAN İNCİLER .....

h1


     gönlümün gülü                gönlümün gülü         
“Yalnız çalismanizi istiyoruzki Hz Peygamberin(sav) keyfi gelsin.”


-Sofiler siz arı gibi vızıldayın,biz balı göndeririz


-“Küfür deniz gibi olmuş çok fazlalaşmış. Sizde çok çalisacaksiniz, çok gayret edeceksiniz. 
                                          gönlümün gülü

-“Çalisirken de niyetlerinize dikkat edeceksiniz. Sırf Allah(c.c) rızası için olacak. Allah (c.c) rızası olmazsa olmaz, mümkün değil. Sizde Allah(c.c) rızası için Efendimiz (s.a.v) ümmeti için, tariki Nakşi için çok çalisacaksiniz. Efendimiz (s.a.v) “Ameller niyetler iledir” buyurmuştur.” 

                                           gönlümün gülü
-“ Çalismalarimizi yaparken sadece “kal-kil” (söylemekle) olmaz. Söylediklerinizi yaşayacaksınız. Şeriata çok dikkat edeceksiniz, edebe, adaba aykırı hareket etmeyeceksiniz. Kimi hocalar camide iki saat sohbet ediyor, bir tesiri olmuyor. Çünkü söylediklerini yaşamıyorlar. Şah-ı Hazne’nin (k.s) bir oğlu vardı. Çok alimdi. Bir gün dedi ki “ Baba bu sefer de bana izin ver de ben cemaate sohbet edeyim.” O da “Tamam yavrum” dedi. Bir iki saat sohbet etti, sonra Şah-ı Hazne (k.s) “kamet getirin” dedi. Herkes cezbelendi, kendinden geçti.” 
                                               gönlümün gülü


-“Bu hizmetlerde sadatlara ortak oluyorsunuz. Hem de bir dükkana ortak olmak gibi değil, fabrikaya ortak olmak gibidir. Siz bir insana sohbet ederseniz, o insan namaza başlarsa, tövbe alırsa, onun yaptığı bütün ibadetler sizin hanenize de yazılır. Kıldığı namaz, çektigi virtler hepsi size ve Peygamber (s.a.v) efendimize ve bütün sadatlara yazılır.” 
                                                 gönlümün gülü

-“Biz bu dergiyi (Semerkand yayınlarını) dini İslam için, insanların eğitimi için, hem de tekkenin ihtiyaçlarını karşilamak için çikariyoruz. Sofiler geliyor çorba lazım, ekmek lazım, yatak lazım, bunlar için para lazım. Parasız olmuyor, dünya için de çalismak gerek, hizmetin devamı içinde paraya ihtiyaç vardır, bunun gibi dünya için çalismak ameli salihtir. 
                                                   gönlümün gülü

Yoksa bize para lazım değil.

Biz malımızı, canımızı, devletimizi (malımızı mülkümüzü), elbisemizi sofilerin ayaklarının altına atmışız. Bu tarikatı aliyenin gayesi hizmettir.

Peygamber (A.S.)’ın yolunda çalisiyoruz, siz bizim dergimiz için çalisiyorsunuz. Biz sizden memnunuz. Gavs (K.S.A.) buyuruyor, onun zamanında bir hırsız varmış, çevre köylerden bal çalarmis, sen bu balı nerden alıyorsun demesinler diye içinde arı olan bir kovan da çalip getirmiş. Arılara demiş ki siz vız vız yapın ben balı bulup getiririm. Sizde vız vız yapın, sadatlar size himmet eder, sadatlar da himmet çoktur. Siz ne kadar gayret ederseniz o kadar himmet gelir.” 

                                               gönlümün gülü
-“Gavs (K.S.A.) bu hadise binaen sabah kalktığında elbiseyi giyerken, abdest alırken işe gitmeden önce; “Ya Rabbi sizin için çalisiyoruz, siz Rezzak-ı mutlaksınız, çalismasak da rızkımızı verirsin. Sen çalismayi vacip kılmışsın. Ailem için çoluk çocugum içi çalismayi vacip kılmışsın, bu vacip görevimi yerine getirmek için çalisiyorum.” böyle niyet etse akşama kadar camide ibadet etmiş, vaktini secdede geçirmiş gibi sevap alır. İslam güzel ahlaktır. İbadet yalnız namaz değildir. Namaz kılmak çok mühim, her müslümanın yerine getirmesi gerekmektedir. Yoksa Allah teala azap eder. Güzel huylu olmak, yalan konuşmamak, sağlam çalismak, bunlar ameli salihtir.

Çırpınmam ömür boyunca,Muhammedin aşkınadır! 

Gül olanın yüzünde,Gül açılır Gül bize

gultk0044_small.gif


gönlümün gülü

11/10/2008

Gavs-i Sani ( k.s )

h1

 6300012jg3.gif6300012jg3.gif6300012jg3.gif6300012jg3.gif6300012jg3.gif6300012jg3.gif6300012jg3.gif
Bu kapıda, aileden biri olsun, sufi olsun, niyeti Allah rızası olup sadatların yoluna, adap ve işaretlerine samimi olarak uyan kimse zarar etmaz, hayırdan mahrum olmaz, ayağı kaymaz, üzülmez, kendi başına terkedilmez. Ama kim, nefsiyle hareket eder, sadatların muradının tersine giderse, kendisine göre “iyi niyetliyim, yaptığımı hayır için yapıyorum” dese de onun işi hayra çıkmaz,  karı zararını kurtarmaz. O kimse Allah katında kendini savunacak bir delil de bulamaz
Seyda Hazretleri (rah.) vefat ettiği zaman, babam (Gavs-ı Sani hazretleri) bütün halifeleri çağırdı, hiçbir tarihte bu yapılmamış, Onlara şöyle dedi:

“Ben size irşad izni veriyorum, gidin ümmet-i Muhammed’i irşad edin. Seyda hazretlerinin sizin üzerinde çok emeği var, size çok emek vermiştir. Gidin ümmet-i Muhammed’in hidayetine vesile olun, sizden tek ricam Kur’an, Sünnet ve adaptan ayrılmayın.

Bir de size gelen sufilere söyleyin, Menzil’e bizim ziyaretimize gelmesinler, bizden size gelenlere de, Bizim ziyaretimize gelmeyin, Menzil’e gidin! diye söyleyin.”

anrose3dd8.gif
Gavsımız Seyyid Abdulbaki hazretleri geçenlerde bir sohbetinde, “Sufilik günlerimde o kadar İstanbul’a gittim geldim, mürşidimden izin almadığım için

 beyaz_gul_resimleri_06.jpgEyüp Sultan sahabe-i kiramdır. Gavsımız, “Belki zarar görürüm diye hiçbir yere, türbelere izinsiz gitmedim” dedi. Onlar bu kadar adap üzerinde hassasiyet gösteriyorlar.

Hayat Dengemiz

caa5ffa3c1fb87642998iq1.jpg

(Allah (c.c.) razı olsun…
Altı çizili kısımda anlatılan, herkesin kendi mürşidine tabi olması
gerektiğidir irşad edicinin de buna dikkat etmesi gerektiği vurgu-
lanmış Gavsım tarafından. İyi anlamak lazım.

16/9/2008

Siirtli Hacı İdris Anlatıyor:GAVSIMIZIN RAHATSIZLIGI

h1

GAVSIMIZIN RAHATSIZLIĞI
Resmin tam boyutunu görmek için üzerine tıklayın.

Gavs hazretlerin rahatsızlandığını ve tedavi maksadı ile Diyarbakır'a
gittiğini öğrendim.
Bu haberi aldıktan sonra içime bir ateş düştü artık yerimde duramıyordum
ille onu görmem gerekiyordu yada onun yakınlarında olmak istiyordum.
Bu ateşle diyarbakıra vardığımda gavsımızın dr. ahmet beyin evinde kaldığını
öğrendim.
Yanlız eve kimseyi almadıklarını söylemişlerdi.


Korkarak eve vardığımda kapıyı çaldım içerden birisi "kimdir o" dedi.

"ben idris" dedim "siirtli idris"

içerden "senmisin idris" diyen sesi duyunca bildim'ki bu molla şeyhmustur

molla şeyhmusla biz eski arkadaştık.

Tanıdık birinin sesini duymak beni cok rahatlatmıstı

"Oooh artık eve rahatlıkla girebilirim" dedim içimden.

Dedim "şeyhmus aç kapıyı gavsımı ziyarete gelmişim"

Şeyhmus yavaşça kapıyı araladı

"idris içeri girmek, ziyaret etmek yasaktır" dedi.

Ben gülerek "şeyhmus benim oğlum benidemi içeri almayacaksın, banadamı
yasak" dedim

Oda "vallah idris yasaktır herkese hemde sanada" deyince çok sinirlendim,

"Ey vicdansız molla şeyhmus sen bilmiyormusun gavsla benim aramda kimse
yoktur,
sonra sen niye yasak diyorsun,
hele gavsımıza bi sor o kabul etmezse başımla beraber" dedim.

Ama molla şeymus da değişen hiç bir şey olmadı ve

"İdris kusura bakma gavsımız odasında yatıyor yanına gidip onu rahatsız
edemem" dedi.

Bende hem çok mahsun oldum, hemde molla şeyhmusa çok kızdım.

Çaresizlik içinde gidip kapının karşısındaki kaldırıma oturdum,
ellerimide başımın arasına alıp yüzüme kapanan kapıya bakıp beklemeye
başladım...

Ben bu şekilde çaresizce kapıya bakarken epeyce sonra molla şeyhmus kapıyı
açtı bana eliyle "gel gel" yaptı.

Ben zannettim kalbi yumuşadı ve beni içeri alacak, o heyecanla koşarak
yanına vardım.

Dedim "buyur kurban".

Beni omzumdan sıkarak "İdris biraz benim yerimde dur ben gidip geleyim sakın
içeri kimseyi alma" dedi.

bende ona "sen hiç merak etme babam gelse içeri almam" dedim.

içeri girip, kapıyı üç kere (şak şak şak) kilitledim.

Doğruca merdivenlerden bir üst kata çıkarak Gavsın kaldığı odanın kapısına
gittim.

Kapıyı usulca araladım ve İçeriye baktım
Gavsımız üstü örtülü bitkin ve halsiz bir şekilde gözleri kapalı öylece
yatıyordu.

Öyle mahsun oldumki, kapısının önüne oturup ağlamaya başladım.

Biraz sonra kapı çalındı hemen koşarak kapıya indim

kim o diye Seslendim dışardaki "ben şeyhmus" dedi

Bende ona "ne istiyorsun" dedim

Dedi "kapıyı açsana ben geldim".

Bende ona gayet sert bir şekilde "yasaktır" "beni buraya koyan arkadaş sakın
içeri kimseyi alma diye tembih etti" dedim.

Ne kadar bana kızdıysada yalvardıysada onu içeri almayınca söylene söylene
evin önünden ayrılıp gitti.

O gidince bende kilidin üstüne birde sürgü çektim, tekrar yukarı çıktıp
kapının önüne oturdum.

Aradan biraz zaman geçmiştiki.

Birden aşağıdaki dış kapının açıldığını duydum.

merdivenlerden birileri gürültüyle çıkıyordu.

ben nasıl kapıyı açtılar acaba kim bunlar diye düşünürken iki kişi göründü

kapıya doğru gelen bu iki adamlar esmer tenli, sarıklı, cübbeli ve çok
heybetliydiler adeta nutkum tutulmuştu ne işiniz var burada bile diyemeden
Gavsın odasına giriverdiler,

bende telaşla arkalarından içeri girdim

Gavs onları bekliyormuş gibi yorganı üstünden ayaklarına doğru iterek biraz
doğruldu
bende telaşla gavsımın sırtına bir yastık koyarak doğrulmasına yardımcı
oldum.

O iki heybetli adam gavsımın ayak tarafında büyük bir edeple adapta
durdular.

Gavsımız onlara benim o zamana kadar hiç duymadığım bir dilde birşeyler
söyledi. ( hacı idris arapça, kürtçe,türkçe ve birazda farsça biliyordu.)

Benim anlamadığım dilden bir şeyler konuştular.

Tavırlardan anladığım kadarıyla onlar birşeyler soruyordu gavsımızda cevap
veriyordu

Sonra o iki kişi geldikleri hızla çıkıp gittiler.

Giderken bana da bir bakış fırlattılar ve yine bana bir selam bile vermeden
geldikleri gibi sert adımlarla çekip gittiler.

Ben hala o kilitli ve sürgülü kapıyı nasıl açtılar diye düşünürken
doktor ahmet bey eve geldi.

Ona olup bitenleri heyecanla anlattım sen bunların kim olduğunu gavsa sor
dedim

Oda bana ben soramam madem sen şahit oldun gel sen sor dedi
Doktor ahmet bey benim elime bir peçete verdi ortasınada ilaçları koydu,
kendide bir bardak su alıp hadi gel beraber içeri girelim dedi
Resmin tam boyutunu görmek için üzerine tıklayın.
Beraberce içeri girdik ben yine sorayımmı sormayımmı diye düşünürken
Ahmet bey; "kurban o gelenler kimdi acaba" ?
"İdris çok merak ediyor" Dedi.

Gavsımız; onlar abdal idi.
Hindistan tarafından geldiler.
Bir mesele hakkında soru sordular

Ben dayanamadım "kurban ne sordular" dedim.

Gavsımız tebessüm etti.

"O bizde kalsın" buyurduktan sonra
"Şahı haznenin himmeti büyüktür" dedi.


alıntı


28/8/2008

gavsın günlügü

h1



Ey can!

Ey Resulullah bahçesinin Gavs gülü!

Seni kim bir sabah ezanında

Yıllar yılı yatağında bulabildi ki?

Bir tas su dökülmüş gibi

O cehennemleri söndürecek

Nurlu gözyaşlarının döküldüğü sırdaş yastıktan başka?

Uzun secdelerin, boyun büküşün, el açışın,

Bu kadar gülenin haline ağlamakla af isteyişin.

Tarumar dünyanın gülistana çevrilişi gizliydi senin gece yarılarında?

Hani hane-i saadetten çıkıp

Ağır ağır yürürsün ya,

Hasretle yol gözleyen aşıklar meydanına?

Saadet sokağından tövbe mescidine doğru yürürsün ya,

Bir elinde asa bir elinde gül,

Denizlerin çalkalandığı nur ummana doğru.

Sanki önünde yürüyenin ayak izlerini takip edercesine.

Binlerce sevdalının beklediği mescide. Hani o girişin var ya?

Uzatırsın ya asayı nasiplisine

Yarılır ya saflar birden bire, meleşir ya kuzuların

O mübarek selamı bir verdiğinde sallanır dağlar bir bir.

Birden bire gül kokusu sarar tövbe mescidini

Çöle yağan yağmur misali?

Yürürsün mihraba doğru,

Sağa sola sadakalar dağıtırsın o nurlu nazarından ey gönül Sultanı..

Dönersin sevdiğin cihetine Ay Parçam..

Gel Ay Parçam! Yandı yüreğim gel!

Gözyaşlarımla ıslatsam yollarını,

Güller sersem yollarına nazlı Sultanım, gel özledim seni.

Gel ki gözlerim murad alsın,

Gel ki bağrımın derdine bir çare ol.

Gel! Susuz çöllere döndüm, yandım aşkın ile gel!

Biçareler, ümit kapısı demiş sana gelmiş gel.

Benim ümidim,

Ömrümce kapısında dilendiğim, bir tek nazar kıl!

Ey ceddinin övündüğü yüce sultan gel..

Cuma?dır bugün, bayramdır. Bu gün sevindir evlatlarını gel.

Aman Allah! Güneş yüzünden mi doğar cihana?

Beyaz sarık başında, yoksa gelen sen misin ey Can?

Bu hutbede sevda var,

Bu namazda bir hal var,

Kulluk böyle olsa gerek ya Rab!

Sanki kalabalığın arasında yapayalnız gibisin.

Omuzların ne geniş, dağlar mı var üzerinde?

Derdin bitmez mi senin hiç, sen sana gelen için hep gözyaşı mı dökersin?

Ey ağlayanları güldüren, karakışları yok eden bahar yüzlüm!

Açları doyuran cömert ağam! Ey biçarelerin elinden tutan kılavuz!

Ey yol bilmezlere rehberlik eden!

Ey Sadatların gözbebeği!

Işığa koşuşan pervaneler misali yine ziyarete koşuşurlar birden,

Sen dinleye dinleye yürürsün, hücreye doğru.

Kısa da olsa ikindi vaktine kadar hasretin başlar.

O mescit çıkışında Ay Parçam, yönelirsin Merkad'a doğru,

Yol bilmezlerin tutup elini Dost?a doğru.

Senin ardından üç adım da olsa Allah için atanlara ne mutlu!

Bahçedeki kuşlar cıvıldaşıp haber verdi Merkad'a senin geldiğini,

Pembeleşip de girdin Sultanlar huzuruna can Sultanım..

O girişte ki kurumaya yüz tutmuş ağaca nasıl da durup bir baktın!

Ne dedin gül kokulum, ne istedin gül yüzlüm?

Seninle onlar övünüyor, şahidim.

Ustası büyük olanın çırağı küçük mü olurmuş?

Sen ustalarınla övündün, alem seninle övünüyor ey Hak Dostu!

O mübarek Kur'an'ı okuyup hediye ettin ya..

Arkanda saf tutanlar senin ettiğin duaya amin dedi sadece.

Şöyle bir baktım yürüyüşüne,

Elindeki asayı yere değdirişine..

Bembeyaz nurlu sarık nasıl da yakışmış ey aşk deryası!

Nazar pınarlarından damla kapanlara ne mutlu!

Sevdiklerin hatırına mahşerde de peşin sıra yürüt bizi sevdiklerine doğru.

Bırakma bizi ne olur!

Ne mutlu yolundan gelene, candan sevene, pişmanım diyene!

Ne mutlu çorbandan yiyene, seni görene!

Sana gönül verene ne mutlu!


***********



Söz: S.İlhan Erol


Hakkımda

BANNERİM


Bağlantılarım
Saat ve Takvim




More Cool Stuff At POQbum.com

Site Trafiği
Sayfa#ff00ccda Çalan Müzik